28 Haziran 2020 Pazar

Suya Yürüyen Yaprak

serseri bir kelime geldi ilkin

mühürlendi yıkık şehirlerin dili

ayrık akşamlardan geriye kalan

hüzün makamı


güldün sen 

susuzlukta sükût

bir piyasa şarkısının gölgesinde 

özleyişti samira’nın siyah gözleri ve toprak

tut beni 

tutun bana


hangi adla seslenmeli ürkekçe saklanan 

tebessümüne

şakaklarından damlayan kan 

ömür çanağını doldurdu

kırmızı ruj rengiydi 

başını saran tülbendinde gördükleri 


damarları boşalmış mermer parçası 

belleğimize döşenen ustaca

tuzda yüzünün izi kaybolurken

denizin arsız kollarından 

usulca geçmişin küllerini savurduk 


düştü kalem  

yüreği aksak cümlenin derinliklerine

kusurlu bir şiir kitabını terk edip 

suya yürüdü yaprak



sabiha iclâl tiryaki

Şiar / Mart - Nisan 2020






12 Haziran 2020 Cuma

-dünya zehirli bir çengel-


dalında donup kalmış yaprak gibiyim
sırf içimde büyümesin diye küskünlük
ve masumiyet biraz uykuda kalsın diye

cadı kazanından boca edilen temmuz sağanağı aç
ölümünü tutuyorum akşam sefasının
nasıl bir devire düştük
Allah'ım
elleri tir tir titrerken duaların diğer tarafta
kalplerini yitirmiş modern zaman müritleri

her yarım hikâye bir bütün etmiyor
şehadete koşan çocuğun gözlerinden sekiyor
aynalara diğer yarımlar
kir pas içinde yasaktan kaçan sigara dumanları
şehrin üzerinde
ne beyoğlu' nun ara sokaklarında
ne de salacak' ta çalıyor aynı şarkılar

yaslandığım duvarlar bir nefeslikmiş
birer birer çöküşüne şahitlik etti sırtım
reçete aramak faydasız yalancı ağrılara ancak
sabahın lokma toplayıcıları ağartır
karanlığın yüzünü
kalbin pusulası kıbleye döndüğü vakit soyunur
alnımın çatında zamanın kiri

kırmızı çıtalının kaçıp gitmesini umursamadan
ve rüzgârın azizliğini
ölümden önce bir yerlerde
salâlar kesiyor aymazlığın çirkin sesini
çağın iniltilerine kulak kabartıyor tasavvur ettiklerim
ne zaman yağdı bunca yağmur.

Sabiha İclal Tiryaki

Temmuz Dergi / Sayı - 34, Ağustos 2019







Göğün Değdiği Yer

yağmuru geçince hemen soldaki müebbet yokuş emiyor topuk seslerini uzun bekleyişlerin biriktiği lahit dudak uçları gülümsemeyi unutalı bıçak...