dalında donup kalmış yaprak gibiyim
sırf içimde büyümesin diye küskünlük
ve masumiyet biraz uykuda kalsın diye
cadı kazanından boca edilen temmuz sağanağı aç
ölümünü tutuyorum akşam sefasının
nasıl bir devire düştük
Allah'ım
elleri tir tir titrerken duaların diğer tarafta
kalplerini yitirmiş modern zaman müritleri
her yarım hikâye bir bütün etmiyor
şehadete koşan çocuğun gözlerinden sekiyor
aynalara diğer yarımlar
kir pas içinde yasaktan kaçan sigara dumanları
şehrin üzerinde
ne beyoğlu' nun ara sokaklarında
ne de salacak' ta çalıyor aynı şarkılar
yaslandığım duvarlar bir nefeslikmiş
birer birer çöküşüne şahitlik etti sırtım
reçete aramak faydasız yalancı ağrılara ancak
sabahın lokma toplayıcıları ağartır
karanlığın yüzünü
kalbin pusulası kıbleye döndüğü vakit soyunur
alnımın çatında zamanın kiri
kırmızı çıtalının kaçıp gitmesini umursamadan
ve rüzgârın azizliğini
ölümden önce bir yerlerde
salâlar kesiyor aymazlığın çirkin sesini
çağın iniltilerine kulak kabartıyor tasavvur ettiklerim
ne zaman yağdı bunca yağmur.
Sabiha İclal Tiryaki
Temmuz Dergi / Sayı - 34, Ağustos 2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder