serseri bir kelime geldi ilkin
mühürlendi yıkık şehirlerin dili
ayrık akşamlardan geriye kalan
hüzün makamı
güldün sen
susuzlukta sükût
bir piyasa şarkısının gölgesinde
özleyişti samira’nın siyah gözleri ve toprak
tut beni
tutun bana
hangi adla seslenmeli ürkekçe saklanan
tebessümüne
şakaklarından damlayan kan
ömür çanağını doldurdu
kırmızı ruj rengiydi
başını saran tülbendinde gördükleri
damarları boşalmış mermer parçası
belleğimize döşenen ustaca
tuzda yüzünün izi kaybolurken
denizin arsız kollarından
usulca geçmişin küllerini savurduk
düştü kalem
yüreği aksak cümlenin derinliklerine
kusurlu bir şiir kitabını terk edip
suya yürüdü yaprak
sabiha iclâl tiryaki
Şiar / Mart - Nisan 2020
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder