28 Haziran 2020 Pazar

Suya Yürüyen Yaprak

serseri bir kelime geldi ilkin

mühürlendi yıkık şehirlerin dili

ayrık akşamlardan geriye kalan

hüzün makamı


güldün sen 

susuzlukta sükût

bir piyasa şarkısının gölgesinde 

özleyişti samira’nın siyah gözleri ve toprak

tut beni 

tutun bana


hangi adla seslenmeli ürkekçe saklanan 

tebessümüne

şakaklarından damlayan kan 

ömür çanağını doldurdu

kırmızı ruj rengiydi 

başını saran tülbendinde gördükleri 


damarları boşalmış mermer parçası 

belleğimize döşenen ustaca

tuzda yüzünün izi kaybolurken

denizin arsız kollarından 

usulca geçmişin küllerini savurduk 


düştü kalem  

yüreği aksak cümlenin derinliklerine

kusurlu bir şiir kitabını terk edip 

suya yürüdü yaprak



sabiha iclâl tiryaki

Şiar / Mart - Nisan 2020






Hiç yorum yok:

Göğün Değdiği Yer

yağmuru geçince hemen soldaki müebbet yokuş emiyor topuk seslerini uzun bekleyişlerin biriktiği lahit dudak uçları gülümsemeyi unutalı bıçak...